www.mardinnethaber.com
Ünlü Tiyatrocunun Mardin hayranlığı
22.12.2017 14:29 Mardin Nethaber

 

 

Ünlü tiyatro sanatçısı Meltem Yılmazkaya; “Mardin'i çok seviyorum.

Hatta şunu diyebilirim ki dünyaya ikinci bir gelişim olsaydı, dünyaya

Mardin'de gelmek isterdim.”

“Güldür Güldür” Show eğlence  programının güzel, başarılı ve yetenekli tiyatro sanatçısı Meltem Yılmazkaya (Mehtap) ile oyunculuğunun yanı sıra yaptığı atölye çalışmalarıyla deyim yerindeyse kendi alanında lider olan bir şahsiyeti daha yakından tanımak ve tanıtmak istedik.

Meltem Yılmazkaya ile bir araya gelerek bu değerli şahsiyetin merak edilen yönlerini siz değerli okuyucularımıza elimizden geldiğince anlatmaya çalışacağız.

Meltem Yılmazkaya kimdir. Kısaca tanıyabilir miyiz?

Meltem Yılmazkaya, 27 Kasım 1984  İstanbul doğumluyum. Aslen Sivaslıyım. Müjdat Gezen Sanat Merkezinde eğitim aldım. Yeditepe üniversitesinde Güzel Sanatlar Fakültesi tiyatro bölümü mezunuyum. 2008 yılında bir diziyle BKM ile tanıştım. Ayrıca Güldür Güldür de bu beşinci sezonum. Bunun dışında Emek Tiyatrosunda oynuyorum. Son olarak da kadınlarla gönüllü bir projede yer almak üzere şu anda da Mardin'deyim.

Mardin'i nasıl buldunuz, Mardin hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Mardin'i çok seviyorum. Hatta şunu diyebilirim ki dünyaya ikinci bir gelişim olsaydı dünyaya Mardin'de gelmek isterdim. Mardin çok farklı ve çok kültürlü bir şehirdir. Mardin yapı olarak modernleştirilmeye çalışılıyor. Şehri modernleştirirken tarihi dokuyu yok etmenin bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Mardin özüne doğru işlene bilse gerçekten inanılmaz turistik döngüsü olabilecek bir şehirdir.

Mardin'de misafirperverliği nasıl buldunuz?

Ben bu toprağın her şeyini seviyorum. İnsanını seviyorum. Misafirperverliğini seviyorum. Burada misafire ikram etmek için mutlaka bir şeyler hazırda bekletiliyor. Buda Mardinlinin misafire olan değerini gösteriyor. İnsanları çok seviyorum ama bilinçsizliklerinden dolayı da onları yadırgamıyorum. İnsana dokunursan o da bir başkasına dokunur ve böylece iyilik halkası oluşur.

Tarihi Mardin çarşısını gezdiniz ve çarşı esnafıyla sohbet ettiniz. Tarihi Mardin çarşısını ve esnafını nasıl buldunuz?

 Çarşıyı gezerken özellikle esnafla konuştum. Esnaf, siftah yapmadan kapattığını söylüyor. Esnaf bir şehrin ekonomisini ayakta tutan bir etkendir. Esnafın günlük işleyişini önemsiyorum. Baktığınız zaman burada aileler kalabalık ve en az 4-5 çocuklu aile yapısı var. Bu çocukların günlük zaruri ihtiyaçları vardır. Babanın kazancı çocukları etkiliyor. Çocukları kendime dert ediniyorum. Çocuğun okul masrafı, giyimi ve iaşesi var. Esnaf kazanmazsa aile her şeyi ile eksik kalır. Bunlar bir aile için çok önemlidir.

2012'de ÇATOM bünyesinde bir proje için Mardin'e geldiğinizi ve belirli bir süre burada kaldığınızı söylediniz. Burada yaşadığınız ve unutamadığınız bir anınız var mı?

2012'de burada eğitim verdiğimde benim bir öğrencim vardı. Hayvanlarla arası hiç iyi değildi. Hayvanlara hiç yaklaşmıyordu. Aslında onunki sevgisizlik değildi. Sadece onlara acıyordu. Bu konuyu onunla konuşmaya karar verdim. Uzun uzun ona hayvanları anlattım. Bir proje için tekrar Mardin'e geldiğimde; bu öğrencimin kapısının önünde iki kap gördüm. Birinin içinde su diğerinin içinde ekmek kırıntıları olduğunu gördüğümde tamam dedim. O gün bu durum beni çok mutlu etmişti.

Umutsuzluğu nasıl tarif edersiniz. Umutsuzluk derken aklınıza ne geliyor?

Umutsuzluk, geleceğe dair beklentilerimizin olumsuz yönde olduğu duygusal durumdur. Biz hep umutsuzluk içinde yaşıyoruz. Bu insanlar, bu toplum değişmez diye düşünüyoruz. Ya sen önce kendinden bir başla, yanındakine bir el at bakalım. Zamanla bunların değişip değişmediğini görürüsün. Benim ikinci bir hayat felsefemde şudur. Diyor ki Ömer Hayyam,  'Aldığın her nefesi fırsat bil, ot değilsin yeniden bitmezsin'  Her gününü, her anını iyi değerlendir. Bu dünyada biz değerliyiz. İnsan vücudunun her parçası değerlidir. Ama umutsuzluk yok diyorum.

Mardin'de kadına yönelik atölye çalışmalarınızın olduğunu söylediniz. Bu atölye çalışma-larında hangi tür konuları işlemeye çalışıyorsunuz?

Kadınlarla yönelik yaptığım atölye çalışmalarımda genellikle yaratıcı drama üzerinde gönüllü proje yapmayı benim için başlı başına bir alandır. Gerek yurt içi, gerek yurt dışı eğitimler aldım. Bunun yanında sosyal sorumluluk projelerinin hepsine destek vermek istiyorum. Kadınlara yönelik burada gönüllü ders veriyorum. Çünkü yaratıcı drama lüks bir şey olmamalı. Yaratıcı drama farkındalık eğitimidir. Kendini geliştirme eğitimidir. Özgüven eğitimidir. Bu yüzden kadınlarda farkındalık, eğitim ve özgüven olsun istiyorum.

Sizce biz paylaşımcı bir toplum muyuz? Siz kendinizi bunun neresinde görüyorsunuz?

Her şey paylaştıkça güzeldir. Paylaşmayı ancak ramazan ayında hatırlıyoruz. Kurban bayramında kurban kesip dağıtalım diyoruz. Kuru toprağa su dökebilirsin. Bu bile sevaptır. O da candır, ihtiyacı vardır. Biz paylaşmayı bilmiyoruz, sıkıntı burada. Yani olay illaki cepteki parayı vermek değildir. Sen sendeki gönlünü paylaşırsın. Kimsesiz çocuklarla sevgini paylaşırsın. Hayat orada bize güzelleşmeye başlar. Emin olun bunları yaparken bir karşılığını beklemiyorsunuz.

Şu anda oynadığınız rol dışında, oynamak istediğiniz bir karakter var mıdır?

İyi bir oyuncu, oynadığı rol dışında onu zorlayacak karakterleri oynamayı çok seviyor olmalı. Tabi ki bende beni zorlayacak, belki farklı fiziksel özellik, belki de bir şive ya da farklı bir yaş aralığı olabilir. Bir oyuncu sınırlarını ne kadar zorlarsa o kadar öğreniyor. Bunun üstüne bir de işini iyi yaparsa, içine sinmişse, bundan daha büyük mutluluk olmaz.

Tiyatro hayatınız nereye kadar. Gençler için, gelecek için hayalleriniz nelerdir?

Ben hayal kurmuyorum. Hayal kurmaya fırsat bulamıyorum. Çok yoğun çalışıyorum. Ve ilk boş anımı mutlaka çok iyi değerlendiriyorum. Bu boş zamanımda ne yapacağım diye hayal kurmuyorum. Hemen boş anımı değerlendiriyorum. Çünkü bizim işte sana teklif geldiği sürece işin oluyor. Şuan tiyatro yapıyorum ve Allah ömür verdikçe tiyatro yapacağım. Projelerim var demek büyük konuşmak olur. Biraz zamana bıraktım her şeyi. Çünkü şu anda çoğu zamanımı televizyon programı olan 'Güldür Güldür' Show'a ayırıyorum. Zamanla bu program biterse belki o zaman tiyatroya ve gençlere eğilebilirim.

Sesinizin çok güzel olduğunu biliyoruz. Tiyatro ve oyunculuk dışında müziğe de zaman ayırmayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim. Belki de Güzel Sanatlar Fakültesinde okumanın vermiş olduğu bir ayrıcalıktır. Aslında içimden geldiği gibi söylüyorum. Devamı gelsin istiyorum ama hiç acelem yok. Benim asıl mesleğim oyunculuk olduğu için enerjim bölünsün istemiyorum. Müzik benim serseri yanım olarak kalsın istedim. Müzikle ilgili bir şey yaparken oyunculuğumun önünü keser mi diye kaygılarım da yok değil. En başta oyuncuyum ve oyunculukla ilgili yapmak istediğim çok şeyler var. Oyunculuk, benim için hiç bitmeyecek bir yolculuktur diye bilirim.

Şahsım başta olmak üzere halkımızın severek izlediği Güldür Güldür programı hakkında neler söyleyeceksiniz?

Çok şükür programımız şu anda iyi gidiyor. Bu beşinci sezonumuz.  Hala seyircimizin ilgisi, sevgisi aynı olduğuna ve hatta çoğalarak devam etiğine inanıyorum. Gülmeye ihtiyacımızın olduğu bu günlerde, yüzleri güldüre-biliyorsak ne mutlu bize.

Meltem hanım evli mi bekâr mı öğrenebilir miyiz? Burcunuz nedir?

Hayır, evli değilim bekârım. Hayatta bazı şeylerin kısmet olduğuna inanıyorum. Belki evli olsaydım, yaptığım bu çalışmalarda bu kadar başarılı olmayabilirdim. Bu nedenle buna kısmet diyorum. Burcumu sormuştunuz. Yay burcu özelliklerine sahibim.

Bu kadar yoğun bir tempo içerisinde bize zaman ayırdığınız için size teşekkür ediyorum. Bundan sonraki hayatınızda sanat adına yapacağınız çalışmalarda başarılar diliyorum.

Bu haber için henüz yorum yapılmamış..
Güncel
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.Yazılı izin olmadan ve kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Mardinnethaber.com